sohbet
SOHBETE GİRİŞ
Nickiniz :
Şifreniz :  

EN ÇOK OKUNANLAR
ANKET
  • Sitemiz Nasıl Olmuş?

    View Results

    Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • Cinsel isteksizliğin nedenleri
    Cinsel isteksizliğin nedenleri

    Cinsel isteksizliğin ilerleyen yaşlarda görüldüğü düşünülse de günümüzde pek çok genç çift bu sorunu yaşıyor. Araştırmalar her 5 çiftten birinin bu problemle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Sorun büyük, sebep çok ancak adım atan yok…

    Son yıllarda giderek daha fazla genç cinsel sorun yaşıyor. Pek çoğumuz genç kadın ve erkeklerin cinsel isteksizlik ve soğukluk yaşayacaklarını düşünmesek de araştırmalar öyle demiyor. Araştırma sonuçları her 5 çiftten birinin bu problemle karşı karşıya olduğu yönünde. Bu konuda dikkat çekici veriler var.

    Örneğin yılda 10 kereden az ilişki sıklığı “sekssiz evlilik” olarak tanımlanıyor ve çiftlerin yaklaşık yüzde 10’u hiç seks yapmadıklarını söylüyor. Peki bu sorun nereden kaynaklanıyor? Aile Sağlığı Araştırma Derneği ve Hattat Klinik Cinsel Sağlık ve Çift Sağlığı Uzmanı Dr. Ece Hattat İşeri, “Bu konuda organik ve psikolojik nedenler bir arada gidiyor. Uzun yıllar gençlerin cinsel sorunlarının psikolojik olduğu düşünüldü ama görüldü ki sorunun psikolojik nedenleri yanında hormonal ve organik nedenler de var. Çözüm noktasında ise yaşadıkları strese, ilişki sorunlarına, cinsel uyumla ilgili faktörlere ve organik nedenlere bakmak gerekiyor” diyor.

    Dünya kadınlarının yüzde 70’i tatminsiz

    Dünyada kadınların neredeyse yüzde 70’i tatmin olamamaktan yakınıyor. Her 2 kadından biri cinsel isteksizlik yaşıyor. Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin çalışmaları 10 Türk kadınının 9’unun cinsel hayatında mutsuz olduğunu gösteriyor. Erkeklerde ise yüzde 50 – 80’e varan oranda sertleşme ve erken boşalma sorunu yaşanıyor. Son yıllarda testosteron düşüklüğü yaşayan pek çok genç erkek bulunuyor. Her 3 kişiden biri en az bir cinsel sorun yaşıyor.

    Yaşam hedeflerine ulaşamayan sorunlu

    Erkeklerde testosteron hormonu 30’lu yaşlardan itibaren düşmeye başlıyor. Son yıllarda sıklıkla 30 yaşındaki erkek vücudunda 80 yaşındaki bir erkeğin hormon seviyesine rastlanıyor ve bunda yaşam tarzının büyük etkisi olduğu belirtiliyor. Sağlıksız beslenme, obezite, hareketsizlik, uyku sorunları, sigara ve aşırı alkolün testosteron düşürücü etkisi bulunuyor. Aynı şey stres hormonları için de geçerli…. Aşırı stres altında yaşayan, stresini yönetemeyen, hayat tatmini az olan, yaşamda belirlediği hedeflere ulaşamayan, huzursuz, endişeli ve mutsuz erkeklerde daha az testosteron üretiliyor.

    ‘Arzulanmıyorum’ hissi kadının isteğini azaltıyor

    Kadın cinselliğinde ön sırayı duygusal faktörler alıyor. Stres, ilişki sorunları, kültürel çekinceler, yanlış cinsel bilgiler, cinsellikle ilgili şehir efsaneleri, aile ve çocuklara dair sıkıntılar cinsel isteği baskılayabiliyor. Eğer cinsellik zevk ve tatmin vermiyorsa genç kadınlarda cinsel motivasyon düşüyor. Eşinde isteksizlik olan kadınlarda “arzulanmıyorum” hissi kırıcı ve motivasyon düşürücü oluyor.

    3 haftadan fazla ara seks hormonlarını düşürüyor

    İlişki süresince seks sıklığının bir miktar azalmasını gençler bile normal görüyor. Seksin belli bir düzende devam etmesi ve tatmin yaratması bu düşüşün normal kabul edilmesine yol açıyor. Türkiye’de yapılan çalışmalar çiftlerin haftada 2-4 kez ile ayda 2-4 kez arası değişen sıklıkta beraber olduklarını gösteriyor. Bu noktada sıklığın miktarından çok, periyodik ve düzenli olması önem taşıyor. Düzenli seks yapıldığında vücut daha fazla seks hormonu ürettiği için, seks sıklığı 3 hafta veya üzerine çıktığında seks hormonları düşüyor. Yoğun iş dönemlerinde birbirine zaman ayıramayan, cinselliği erteleyen, tatillerden medet uman çiftler bu yoğun dönemi atlattıklarında geçmişteki cinsel yaşamlarına hemen dönemedikleri için taraflar kendilerini reddedilmiş hissediyor.

    Cinselliğe lüks olarak bakmayın

    Yapılan çalışmalar 10 kişiden sadece 2’sinin cinsel sorunlarını eşleriyle konuşabildiğini gösteriyor. Bu noktada “Başım ağrıyor”, “Havamda değilim”, “Yarın erken kalkacağım” gibi pek çok mazeret kullanılıyor. Bu durum zamanla cinsel ilişki sıklığının azalmasına, eşlerin birbirinden uzaklaşmasına, bazen de cinselliğin noktalanmasına yol açıyor. Cinselliği ertelemek, bir lüks olarak bakmak ve öncelik listesinin sonuna koymak yerine sorunu çözmek için gayretli, istekli ve yapıcı olmak gerekiyor.

    California Southern Üniversitesi’nden Jinekolog-Cinsel Terapist Dr. Michael Krychman: “İki kat fazla kazanıp 2 kat az seks yapıyorlar”

    “Birçok genç çift iki kat fazla para kazanıyor ancak iki kat az seks yapıyor. Çünkü daha fazla ve uzun çalışıp, çocuk ve aileyle ilgili pek çok sorumlulukla boğuşuyorlar. Stres, yorgunluk ve zaman sıkıntısı yaşıyorlar. Özellikle genç erkeklerde aşırı iş yükü, sosyal medya, telefon ve diğer teknolojilerin etkisi hormonları düşürüyor. Kronik stres ise libido kaybına yol açıyor.”

    Trás-os-Montes e Alto Douro Üniversitesi SexLab Enstitüsü’nden Prof. Pedro J. Nobre: “13 yılda erkeklerdeki libido kaybı 2 kat arttı”

    “Portekiz’de konuyla ilgili yaptığımız iki uzun süreli çalışmada kadınların erkeklere göre daha fazla isteksizlik yaşadığını gördük. Kadınların yüzde 24’ünde erkeklerin ise yüzde 3’ünde bu soruna rastlanıyor. Bununla birlikte 2003’ten günümüze son 13 yılda erkeklerdeki libido kaybının 2 kat artması dikkat çekiyor. Buna cinsel ilişkilerin en az yarısında istek kaybı yaşayan erkekler de eklendiğinde bu oran yüzde 17.2’lere çıkıyor.”

    ‘Sekssiz ilişkiyi bitirmek yanlış’

    Avrupa’da yapılan bir çalışma boşanmaların yarısından fazlasında cinsel sorunların etkili olduğunu gösteriyor. Dr. Ece Hattat İşeri, “Cinsel sorunlar, cinsel uyumsuzluk, cinsel soğukluk gibi konular ilişkilerin devamında etkili olsa da cinsellik azaldı diye ilişkiyi bitirmek doğru değil. Önemli olan cinsel ilginin neden azaldığını ortaya çıkarmak 2 aydan fazla sürmesi halinde bir uzmana başvurmak. Bu durumda seks soğukluğunun nedenleri araştırılıyor ve ‘seksüel yakınlaşma planı’ düzenleniyor” diyor.

    Modern hayatta seks yapmak bir lüks

    Cinsel içgüdülerin ortaya çıkması için beynin mola vermesi gerekiyor. Oysa günümüzde bir uyarı bombardımanı altında yaşanıyor. Yatak odasına telefon, e-posta, mesajlar ve sosyal medya uyarılarıyla girildiğinde beyin hâlâ aktif çalışma modunda oluyor. Buna iş, aile stresi, zamansızlık ve gerginlik eklendiğinde sorun büyüyor. Kısaca modern hayattaki koşuşturmaca çiftleri olumsuz etkiliyor.

    Kaynak:kadin.haber3.com